Dünya genelindeki hükümetler, her yıl 2 trilyon doları geride bırakan devasa bir borç faizi yüküyle karşı karşıya kalarak ciddi bir mali baskı altına girdi.
Kamu Borçları Savunma Giderlerini Geride Bıraktı
Vergi gelirlerinin giderek daha büyük bir kısmını yutan kamu borcu faizleri, seçilmiş liderler üzerindeki siyasi yükü artırıyor. İngiltere, Fransa ve ABD’de devletin borç faizine ayırdığı kaynaklar, savunma harcamalarının seviyesini geçti. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) bünyesindeki 12’den fazla ülkede benzer bir finansal manzara yaşanıyor.
Krizin temelinde, borçlanma maliyetlerinin son 20 yılın en yüksek noktasına tırmanmasıyla borç stokunun tarihi zirvelere ulaşmasının eş zamanlı gerçekleşmesi yatıyor. ABD’nin federal borç toplamı geçtiğimiz ay 40 trilyon dolar eşiğini geçerek rekor tazeledi.
Mali Yük ve Yatırımcı Endişeleri
OECD ülkelerinin bu yıl yaklaşık 18 trilyon dolar tutarında borçlanmaya gitmesi öngörülüyor. Borç servis maliyetlerinin 2025’te 2 trilyon doları aşarak toplam gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3’üne karşılık gelmesi bekleniyor. Fidelity International Fon Yöneticisi Mike Riddell süreci şu sözlerle değerlendirdi: “Bu devasa kamu borçlarının sürekli yükselen faiz oranları üzerinden yeniden finanse edilmesi gerekiyor. Küresel yatırımcılar şimdiden endişelenmeye başladı”
Tahvil Piyasalarında Sert Dalgalanma
Merkez bankalarının parasal genişleme dönemini kapatması ve artan enflasyon, tahvil piyasalarını olumsuz etkiledi. G7 ülkelerinde 10 yıllık devlet tahvili getirilerinin ortalaması, 2008 yılından bu yana ilk kez yüzde 4 seviyesine ulaştı. Bu artışta, İran ile süregelen çatışmaların ekonomik kaygıları tetiklemesi ve teknoloji şirketlerinin yüksek finansman ihtiyacı etkili oldu.
Ekonomik büyümedeki olası bir sıçrama vergi gelirlerini artırıp hükümetlere nefes aldırabilecek olsa da, mevcut veriler bu tablonun uzağında kalındığını gösteriyor. JPMorgan Asset Management Küresel Sabit Getirili Menkul Kıymetler Direktörü Kim Crawford, piyasaların yeni durumunu şu sözle özetledi: “Bedava para dönemi kesinlikle sona erdi. Tahvil piyasası artık mali disiplin arıyor”
Avrupa Ekonomilerinde Siyasi Sarsıntı
İngiltere ve Fransa gibi düşük büyüme hızına sahip ülkelerde borç maliyetleri siyaseti doğrudan etkiliyor. İngiltere’de yıllık faiz faturası 110 milyar sterline çıkarken, Maliye Bakanı John Healey çarpıcı bir kıyaslama yaptı: “Borç faizi bağımsız bir bakanlık olsaydı, sağlık bakanlığının ardından Whitehall’daki en büyük ikinci bakanlık olurdu. Savunma, içişleri ve adalet bakanlıklarının toplamından daha büyük olurdu. Her 10 sterlinin birini borç faizine harcamakta ilerici hiçbir şey yok”
Siyasi İstikrarsızlığın Bedeli: Aptallık Primi
Allianz verilerine göre, 2022’den bu yana İngiltere, İtalya, Fransa, İspanya ve Belçika’da siyasi kırılganlıklar nedeniyle ödenen ekstra faiz tutarı yaklaşık 100 milyar avroya ulaştı. Bazı yatırımcılar tarafından “aptallık primi” olarak nitelendirilen bu maliyet, bütçe disiplinini daha da bozuyor.
Uluslararası Finans Enstitüsü verilerine göre, dünyadaki toplam kamu ve şirket borcu 300 trilyon dolar sınırına dayandı. AXA Başekonomisti Gilles Moëc, “Kamu ve özel sektör aynı tasarruf kaynakları için çok büyük bir rekabet içerisinde” diyerek kaynaklar üzerindeki baskıya dikkat çekti. Uluslararası Para Fonu ise ABD bütçe açığının 2030’lara kadar GSYH’nin yüzde 7’sinin üzerinde kalacağını tahmin ediyor.

